3 Cevaplar
Teknik açıdan bakıldığında, vücudumuzdaki doğal kolajen üretimi 20’li yaşların ortalarında azalmaya başlar. İnsanlar bunu telafi etmek için bu takviyeleri alırlar.
Kollajen peptidlerini benzersiz kılan şey, kendine özgü amino asit profilleridir. Bu peptidler, modern beslenme düzeninde yeterli miktarda alınması oldukça zor olan glisin, prolin ve hidroksiprolin gibi amino asitleri son derece yüksek seviyelerde içerir. Bu peptitler sadece yapı taşları olarak işlev görmez; aslında vücudun kendi fibroblastlarını yeni kolajen sentezlemeye teşvik eden sinyal molekülleri olarak da görev yaparlar.
Bir marka sahibi olarak, basit cevap şudur: çünkü tüketiciler şu anda tam da bunu talep ediyor.
İnsanlar bu ürünleri esas olarak iki büyük pazar için tercih ediyor: “İçten Gelen Güzellik” (cilt elastikiyetini artırma, kırışıklıkları azaltma ve saç/tırnakları güçlendirme) ile Sağlıklı Yaşlanma/Eklem Desteği. Ayrıca, sporcular yoğun antrenmanların ardından tendon ve bağların iyileşmesini desteklemek amacıyla bu ürünleri kullandıklarından, spor beslenme ürün grubumuzda da büyük bir artış gözlemledik. Şu anda marka ürün yelpazenizde kolajen ürünü bulunmuyorsa, önemli bir gelir fırsatını kaçırıyorsunuz demektir.
Ar-Ge ve formülasyon açısından, normal kolajen veya jelatin yerine kolajen peptidlerini (özellikle hidrolize kolajen) kullanmamızın temel nedeni biyoyararlanımdır.
Amino asit zincirleri çok daha küçük moleküler ağırlıklara ayrıldığından, kan dolaşımına kolayca emilirler. Ama dürüst olmak gerekirse, bu ürünlerle çalışmayı sevmemin en büyük nedeni, yüksek kaliteli peptitlerin soğuk suda son derece iyi çözünür olması ve tamamen nötr bir tat ve kokuya sahip olmasıdır. Bu özellikleri, berrak RTD (içmeye hazır) içeceklerden tatsız karıştırılabilir tozlara kadar her türlü formülasyon için onları mükemmel kılar.
